ÖZGÜN MAÇ SONU YORUMLARI, LİGLERDEN GÜNCEL PUAN DURUMLARI, FOOTBALL MANAGER SERİSİ İÇİN ÖZGÜN TAKTİKLER VE ÇOK DAHA FAZLASI

4 Şubat 2012 Cumartesi

Bir Basketbol hikayesi; Döneceğim !




Annesi ve Babası hastane odasının kapısına yaklaşırken güçlü olmaya çalıştılar. Annesi kendi kendine ''Sakin ol.. Onu birde sen üzme'' diyordu.


8 Aralık 1996'ı günü öğleden sonra hava kapalıydı ve yağmur yağıyordu. Can 4 arkadaşı ile salona gidiyordu. Arabaları çığlıklara dönmüştü. Çocukların üçü, Can dahil olmak üzere arka camdan fırlamışlardı, biri hemen ölmüş, diğeri ise ciddi bir şekilde yaralanmıştı. Can'ı bulduklarında yolun ortasında oturmuş, sol bacağından fışkıran kana boş gözlerle bakıyordu. Bariyer bacağını dizinden koparmıştı.. Ve 7 saatlik bir ameliyatın sonunda hastane odasında yatıyordu.


Şimdi annesi onu yatakta görmeye dayanamıyordu. Babası Can'ın elini tuttu. Genç ''Baba, bacağımı kaybettim'' dedi.
''Şimdi ben nasıl basketbol oynayacağım ? '' Babası kendini kontrol etmek için üstün bir çaba harcıyordu. Can çocukluğundan beri basketbol oynuyordu ve efsanevi bir oyuncu haline gelmişti. Bu sezon ilk okul maçında 41 sayılık bir performansa imza atmıştı ve bir kaç gün sonra 900 kişinin önünde oynayacağı maçın hayallerini kuruyordu..
Babası ne diyeceğini bilmiyordu ve sonunda ''Can, biliyorsun'' demeyi başardı. ''Bekleme odasunda  koç da dahil çok kalabalık bir grup var''.Can'ın yüzü aydınlandı. Sonra kararlı bir sesle ''Baba koça söyle'' dedi. ''Tekrar basketbol oynayacağım''


Can 7 gün içinde bacağından 3 ameliyat daha geçirdi ve doktorlar ona bir protez takmıştı. Can ne yazık ki bir protez kullanmak zorundaydı.. Odası hastanede kaldığı 3 hafta içinde ziyaretçilerle dolmuştu ve ona acıyan gözlere ''İyileşeceğim'' diyordu Can..


Hastanede kalışının 2. haftasıydı ki ailesi onu okul takımının maçını izlemeye götürdü. Can gürültülü salona girdiği zaman okul müdür yardımcısı ''Arkadaşlar, çok özel bir misafirimiz var. Herkes lütfen Can'a hoşgeldin desin'' dedi.Can şaşkın gözlerle salondaki 900 kişinin ayağa kalkmasını. tezahurat yapmasını ve kendisni alkışlamasını izledi. Gözleri doldu..


Derken bir öğleden sonra top atmayı ilk öğrendiği garaja gitti. Bir basket topu aldı Kimsenin ona bakmadığından emin olduktan sonra, topu potaya attı. Bir kaç kez başarısız olduktan sonra sıçrayarak atmayı denedi ve yere düştü. Kendi kendine bu sandığımdan daha uzun sürecek dedi..
Can, nisan başlarında okula döndü ve basketbol sahası dışında tüm hayatı normale döndü. Okul çıkışlarında her zaman gittikleri sahada arkadaşlarını izliyordu. Derken Mayıs başlarında bir gün farmasını giydi ve sahaya çıktı. Arkadaşları şaşkınlık içinde ona yol açtılar. Önce kenardan top atmaya başladı top çemberden geçtiğinde cesaretleriyordu ama top sürmeye kalktığında yere düşüryordu.. Arkadaşları ona ''Hadi Can.. yapabilirsin'' diyordu.  Düşündü.. ''Belki vazgeçmem gerek..''


Ama sonunda kendisini dahada zorlaması gerektiğini düşündü ve karar verdi. Hergün deli gibi top atıyor, sektiriyor ve ağırlık kaldırıyordu.. Okul takımı seçmelerine girdi..
Sonuçlar panoya asılmıştı. Panoya yaklaşırken ''Ben zaten elimden gelen herşeyi yaptım'' dedi. Ama panoya bir göz attığında.. Olmuştu ! Yine takımdaydı. ;


Maç günü geldiğinde ayakkabısının bağcıklarını bağlarken elleri titriyordu. Koç ona ''Sakin ol.. Başarabilirsin ama bugünden çok şey bekleme'' dedi. ''Biliyorum koç..''


Maç başlamıştı. Top Can'a geldiğinde hareketleri sarsak ve temposuzdu. Topu potaya attığında hiç bir şeye değmedi. Bu durumda genelde ''Hava topu ! Hava topu ! '' denirdi. Ama bu sefer kimse birşey demedi. Koç Can'a ''Sakin ol acele etme '' dedi.


Maç berabereydi ve son anda arkadaşı Can'a topu atmıştı. Normal bir insanın bile atmakta zorlanacağı yerden Can topu fırlattı ve.. Sayı ! Spor salonu alkış ve tezahurattan yıkılıyordu Can yumruğunu başardım dercesine havaya kaldırdı. Salonda ki anne ve babası gözyaşlarını tutamadılar.


O gece eve geldiklerinde Can ''İyi oynadım baba.. Değil mi ? '' Mükemmeldin dedi babası ve oğluna sarıldı. Oyun hakkında biraz konuştuktan sonra Can odasına çıktı. Anne ve babası onun için bu gecenin sadece bir başlangıç olduğunu biliyordu..


Evet arkadaşlar okuduğunuz için teşekkür ederim. BASKETBOL bitmeyen bir aşktır..


BASKETBOL ile kalın :)


Arkadaşlar bizim yazımızdır. Alıcaksanız lütfen kaynak gösterin :)


Salih Mert Yapar | Haluk Mehmet Ak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder